 Harika Forumcu

Kayıt: 14.07.2011 Konular: 63 Mesajlar: 9
 OFFLINE |
DNA VİRÜSLERİ
• Adenoviridae: Adenovirus
• Herpesviridae:
Herpes simplex virus 1-2 (HSV1,2), Varicella zoster virus (VZV), Herpes B virus (Simian
virus)
Cytomegalovirus (CMV)
Epstein-Barr virus (EBV), İnsan Herpesvirusu 6,7,8 (HHV 6,7,8)
• Poxviridae: Variola, Vaccinia, Molluscum contagiosum virusları
• Parvoviridae: Parvovirus B 19 (5. hastalık)
• Circinoviridae: Transfusion Transmitted Virus (TTV)
• Papovaviridae: Papillomavirus, Polyomavirus (BKV, JCV)
• Hepadnaviridae: Hepatit B virusu (HBV)
RNA VİRÜSLERİ
• Myxoviridae:
Orthomyxovirus: Influenza virusları
Paramyxovirus: Mumps, kızamık, parainfluenza, RSV, Newcastle virusları
• Picornaviridae:
Enteroviruslar: Poliovirus, Echovirus, Coxsackie A ve B virusları, diğer enteroviruslar (tip 68-71)
Heparnavirus: Hepatit A virusu
Rhinovirus
• Reoviridae: Rotavirus
• Caliciviridae: Hepatit E virusu, Norwalk virusu
• Retroviridae: Lentivirinae (HIV 1, 2, 3), Oncovirinae (HTLV-I, II), Spumavirinae
• Togaviridae: Rubella virusu, Arboviruslar
• Flaviviridae: Sarı humma, Dengue, Hepatit C ve Hepatit G virusları
• Bunyaviridae: Hantaan virus, tatarcık humması virus, Kırım-Kongo Hemorajik Ateşi (KKHH) virusu
• Rhabdoviridae: Rabiesvirus
• Arenaviridae: Lenfositik koriyomenenjit virusu, Lassa ateşi virusu, Tacaribe grubu
• Filoviridae: Marburg ve Ebola virus
• Coronaviridae: Coronavirus, SARS-Coronavirus
Hepatit D virusu hiçbir sınıflamaya sokulamayan, defektif ve ancak HBV varlığında replikasyonu, viral
toparlanması ve infektivitesi sağlanabilen satellit bir RNA virüsüdür, daha iyi bir tanımlama ile bir virüsoiddir.
DNA VİRÜSLERİ
ADENOVİRÜSLER
Etken: Adenovirüsün antijenleri şunlardır;
• Tüm adenovirüslerde ortak penton antijenleri
vardır; virüsün adenovirüs olduğunu gösterir.
Kapsiddeki eşkenar üçgenlerin köşelerini
oluşturur.
• Adenovirüslerdeki grup-spesifik (insan-hayvan
ayrımı) kapsomer antijenlerine hekzon adı verilir.
Viral kapsiddeki 20 üçgenin yüzlerini oluşturur.
• Pentonlardan dışarıya doğru uzanan ışınsal
uzantılar (fiberler) hemaglütinin niteliğindedir. Bu gibi kapsidden fiber çıkıntıları bulunan tek virüstür.
Konak hücreye yapışmayı sağlarlar. Bunlar tipe özgü (konjuktivit, ishal, sistit ayrımı) antijenlerdir.
Serotiplendirmede kullanılır.
Virüsün hedeflediği hücreler; solunum yolları, gastrointestinal ve genitoüriner mukoza ve konjunktivadır.
Klinik özellikler: 1. Solunum yolu infeksiyonları: Yaş grupları ile değişmekle birlikte; yüksek ateş, boğaz ağrısı, nezle,
öksürük, servikal lenfadenit, konjunktivit ve kabızlık ile karakterize üst solunum yolu infeksiyonlarına
neden olur. Küçük çocuklarda %10’lara ulaşan mortalitesi bulunan ve askerler arasında hastane bakımı
gerektirebilen atipik pnömoni tablolarına yol açar. Bir bireyde farenjit bulgularına ek olarak burun
tıkanıklılığı, öksürük ve özellikle de konjunktivit var ise ilkin adenovirüs infeksiyonu düşünülmelidir.
2. Konjunktivitler: Yüzme havuzlarından bulaşan epidemik keratokonjunktivit (akut folliküler konjunktivit)
ve ayrıca akut hemorajik konjunktivit, keratit gibi göz infeksiyonlarına yol açar.
3. İshal: Enterik adenovirüsler (Adv 40, 41); yüksek ateş, kansız ishal, kusma ve karın ağrısı ile kendini
gösteren ishal tablolarına yol açar. Küçük çocuklarda invajinasyona yol açabilir. Çocuklarda ve immün
yetmezliklilerde gastroenterit nedeniyle hastane bakımı gerektiren viral etkenler arasında, rotavirüsten
sonra ikinci sırayı almaktadır.
4. Akut hemorajik sistit: Çocuklarda ve genç erişkinlerde hematüri ve dizüri ile seyreden bir üriner
infeksiyon tablosudur.
5. Nadir tablolar: Son yıllarda, daha önce inanıldığının aksine, immünsüpresyon altındaki hastalarda ağır
seyirli hepatit ve miyokardit gelişimine tanık olunmuştur.
Askeri topluluklarda kitlesel hastalığa yol açan serotiplere (3, 4, 7) karşı canlı attenüe oral aşı kullanılır.
HERPESVİRÜSLER
Zarfları lipoprotein yapılıdır. Etere duyarlıdırlar. Poxviridae’den sonra
ikinci irilikte virüslerdir (120-200 nm). Nükleus içinde replike olurlar.
Tümü nükleer membrandan tomurcuklanır. Diğer zarflı virüslerin
aksine, zarfları nükleer membrandan kaynak alır. Doğrudan
hücreler arası geçişli olduklarından, serumdaki antikorlardan
etkilenmezler. İntanükleer inklüzyon cisimleri (Cowdry-A) iletanınırlar.
Herpesvirüslerde ortak özellik, tümünün ilk infeksiyondan sonra özgül hücrelerde latent hale geçmesi ve
immün sistemin baskılanması ile sonuçlanan koşullarda reaktivasyon infeksiyonları oluşturmalarıdır.
HERPES SİMPLEKS VİRÜS (HSV)
Etken: İri (180 nm) bir virüstür. Alkali, pH > 5 ortamlarda yaşayabilir. Isıya duyarlıysa da Na2SO4 ile dirençli
hale getirilebilir. İnsan hücreleri gibi kobay, fare, tavşan gibi hayvan hücrelerinde de üreyebilir.
Patogenez: HSV1, küçük yaşlarda deri ve mukoza çatlaklarından girerek primer infeksiyonlara yol açar.
Ciddi klinik tablolar genellikle primer infeksiyonlarda görülür. Buna bağlı olarak antikorlar gelişse de tamamen
elimine edilemez ve latent halde daha çok trigeminal gangliyonlarda varlıklarını sürdürürler. Travma, stres,
menstruasyon, yüksek ateş, immünsüpresyon gibi bir hazırlayıcı neden ortaya çıkınca sinirler uyarılır.
Reaktive olan virüs, geldiği yoldan geri döner. Sinirin innerve ettiği bölgede (dermatomda) rekürrent veziküler
lezyonlar gelişir. HSV2’nin latensi ise sakral gangliyonlardadır. Bütünlüğü bozulmuş cilde oturması
sonucunda nadiren virüs jeneralize olabilir ve karaciğer, merkez sinir sistemi, böbrekler ve sürrenal gibi
visseral organlara dağılarak ağır bir tabloya yol açabilir.
Klinik özellikler: Burada HSV1 ve HSV2 infeksiyonlarını bir arada irdeleyeceğiz.
1. Primer infeksiyonlar: Virüs ile ilk kez karşılaşan, koruyucu antikor bulundurmayan küçük çocuklarda
primer infeksiyonlar genelde yüz, ağız içi, göz ve cilt infeksiyonları şeklinde gelişir.
a) Oral infeksiyonlar: Küçük çocuklarda, anneden gelen koruyucu antikorların tükendiği 6. aydan 5
yaşına kadarki dönemde sıktır. Herpes labialis’li erişkinlerin lezyonları ile veya virüs saçan salyaları ile
yakın kontakt sonucu gelişir. Yüksek ateş, boğaz ağrısı, farinks ödemi ve hiperemisi, genel infeksiyon
belirtileri ve ağız içi-jinjiva vezikülleri ile özel bir tablo halinde (jinjivostomatit) görülür. Virüsle ilk kez
karşılaşan erişkinlerde ise akut herpetik faringotonsillit şeklindedir. Etken çoğunlukla HSV1’dir.
Tonsilla ve farinkste veziküler lezyonlarla kendini gösterir. Diğer primer tablolarda da olduğu gibi,
bölgesel LAP saptanır.
b) Oküler infeksiyonlar: Primer infeksiyon olarak çocuklarda sıktır. Genelde tip 1 infeksiyonudur.
Otoinokülasyon ile, virüsle kontamine ellerle gözlerin kaşınması sonucunda bulaştırılır. Unilateral
folliküler konjunktivit, blefarit ve bölgesel LAP gibi klinik belirtilerle seyredebilmekle birlikte, çoğunlukla
asemptomatiktir. Semptomatik infeksiyonda özellikle göz kapağında veziküllerin görülmesi ile tanıya
gidilir. Fotofobi, lakrimasyon ve palpebral ödem gibi konjunktivit bulguları hakim olabilir. Korneal
opasitelere yol açabilen keratit tablosu, yenidoğanlarda ve immünitesi zayıflamış yaşlılarda
perforasyona kadar varabilirse de genelde tam şifa ile sonuçlanır. Yenidoğandaki göz
infeksiyonlarından sorumlu virüs, HSV2'dir. Bu tablolar HSV1’de görülenlere göre daha ağırdır,
koriyoretinite ilerler.
c) Cilt infeksiyonları: Derinin bütünlüğü bozuk değilse infeksiyon görülmez. Travma sonucu bütünlük
bozulmuşsa travmatik herpes gelişir. Primer ağız ve genital herpes infeksiyonları seyrinde
otoinokülasyonla da meydana gelebilir. Sekonder bir infeksiyon yok ise sikatris bırakmadan iyileşirler.
Viremi (disseminasyon), virüsün derin dokulara ulaşmasını sağlayacak ekzema gibi cilt lezyonlarının
bulunması halinde gelişebilmekte, genel yayılım sonucunda çok ağır, yaşamı tehdit edebilen
infeksiyon tablolarına ilerleyebilmektedir (ekzema herpetikum).
Primer cilt infeksiyonlarında veziküller ayrı ayrıdır, gruplaşmazlar. Dolayısıyla, rekürrenslerden ayırt
edilebilirler. Rekürrenslerde ise, latent halde bulunulan sensoryal sinirlerin innerve ettiği dermatom
söz konusu olduğundan, veziküller gruplar halindedir. Rekürrensler, zonanın aksine hep aynı
dermatomdadır. Hafif ağrılıdır. Primer infeksiyonların aksine bölgesel LAP bulunmaz.
Parmak emme sonucu otoinokülasyonla, ebeveynlerin travmatik nedenlerle ağrımış olan çocuklarının
ellerini öpme alışkanlığı nedeniyle veya diş hekimlerinde Tip 1 nedenli parmak lezyonları
görülebilmektedir (Herpetik Whitlow). Genital infeksiyon kaynaklı ise Tip 2 infeksiyonu gelişir. Tırnak
altına ilerleyince çok ağrılı hal alır.
d) Genital herpes: Erişkinlerde ve genç erişkinlerde, primer genital HSV infeksiyonlarının büyük
kısmından Tip 2 sorumludur (%70-95). Bebek ve çocuklarda ise, otoinokülasyon veya ebeveyn
kaynaklı olduklarından, Tip 1 izole edilmiştir. Erkekte glansta, kadında vulva, perine, vajina ve
servikste veziküler, ağrılı lezyonlar, yüksek ateş, genel infeksiyon belirtileri ve bilateral ağrılı inguinal
LAP belirlenir. Kadında hızla ülsere olmaya meyleden daha ağır bir seyir varken, erkekte birkaç
vezikülün gelişimi dışında bir patoloji belirlenemez.
e) Fötus ve yenidoğan infeksiyonları: Çok sıklıkla tip 2 infeksiyonudur. Doğum anında genital
kanaldan, nadiren de fötal hayatta transplasental olarak bulaşan virüsün yol açtığı oldukça ağır organ
(karaciğer, akciğer ve merkez sinir sistemi gibi) bozuklukları ile karakterizedir.
2. Sekonder (rekürrent) infeksiyon:
a) Herpes labialis: HSV1'in en sık görülen rekürrensidir. Daha çok alt dudakta gelişir; ağrı, kaşıntı ve
kızarıklık, daha sonra eritematöz papül üzerinde minik veziküller, püstül ve ülserler gelişir. İki gün
içinde veziküller krutlanır. Ağrı ve bulaştırıcılık en çok vezikül safhasındadır. Sikatris bırakmaz.
b) Oküler rekürrens: Virüsün trigeminal gangliyonlara yerleşmesi sonucunda keratit, blefarit,
keratokonjunktivit gibi sekonder, rekürrent göz infeksiyonları gelişebilir. Primer infeksiyon genelde
yüzeyel kalmaya meylederken, sekonder keratitler derin dokulara ilerleme sonucunda körlüğe kadar
gidebilir. Floresan boyama ile dendritik ülserler kolayca tanınabilir. Tutulum bölgesi hipoesteziktir,
görme azalmıştır. Yanlışlıkla kortikosteroid kullanılmışsa dalgalı kenarlı geniş ülserler gelişebilir.
c) Rekürrent genital herpes: Primer olgulardan daha silik, az şiddette tablolar birkaç kez tekrarlayabilir.
Genital rekürrensler, bazı olgularda, menenjit ile birlikte görülebilmektedir.
3. Komplikasyonlar:
a) Merkez sinir sistemi infeksiyonları: Yenidoğanlarda, erişkinlerin aksine en sık görülen (%50) HSV
infeksiyonudur.
HSV ensefaliti: Akut, nekrotizan ve tedavisiz olgularda %70 fatal seyirli viral bir ensefalittir. Diğer
ensefalitler içinde de en ağır olandır. Yenidoğanlarda erişkinlere göre daha sık karşılaşılır.
Yenidoğanlar hariç etken HSV1’dir. Olguların yarısında primer infeksiyon sırasında gelişir.
Ateş, baş ağrısı, meninks irritasyon belirtileri, bulantı, kusma, jeneralize konvülsif ataklar, bilinç
değişiklikleri gibi ensefalitlerde görülen belirti ve bulguların yanında, anosmi, davranış bozuklukları,
hafıza kaybı, afazi, halüsinasyonlar ve fokal epileptik ataklar gibi lokal nekrozlara bağlı limbik
sistem ve orbito-frontal, çoğunlukla da temporal lob belirtileri ile kendini gösterir. Patoloji genelde
tek bir temporal lobdadır. Paralizilere ve komaya ilerleyebilir.
HSV menenjiti: Nadiren rastlanan, akut, benign ve lenfositik bir menenjittir. Sıklıkla primer genital
herpesli normal erişkinlerde ve bazen rekürrenslerde gelişir. Erişkinlerde, ensefalitin aksine, Tip
2'ye, çocuklarda ise Tip 1'e bağlıdır. Baş ağrısı, ateş, ense sertliği ile başlar ve bir haftada iyileşir.
b) Gebelikteki komplikasyonlar: Abortus, prematüre doğum, bebekte deri lezyonları, koriyoretinit,
mikrosefali, gelişme geriliği, konjenital infeksiyonlar (ikter, hepatosplenomegali, kanama diyatezi,
mikroftalmi, konvülsif ataklar) ve gebeliğin 3. üç ayında DIC'e varabilen dissemine maternal
infeksiyonlar gelişebilir.
c) Kanser: HSV 2 ile serviks kanseri arasında ilişki öne sürülmekteyse de, kesin kanıt yoktur.
4. İmmün yetmezliklilerde HSV infeksiyonları: Ağır cilt, mukoza, alt solunum yolları infeksiyonları, özofajit
ve massif nekrotizan hepatit görülebilir.
Tanı: Virüs izolasyonu, vezikülden yapılan Tzanck testinde Giemsa veya Wright boyaması ile asidofilik
intranükleer inklüzyon cisimciklerinin (Cowdry A) araştırılması, PCR ve DNA hibridizasyonu ile virüs arama,
RIA ve EIA ile antikor arama başlıca tanı yöntemleridir.
Tedavi: Asiklovir seçilecek ilk ilaçtır.
VARİSELLA ZOSTER VİRÜS (VZV)
Etiyopatogenez, klinik özellikler: Suçiçeği ve zona hastalıklarının etkenidir. En infeksiyöz hastalıklardandır:
1. Virüslü solunum damlacıklarının üst solunum yolu epitel hücreleri ve konjunktivaya teması ile bulaşır.
2. İlkin üst solunum yolu epitelinde ve bölgesel lenfatiklerde ürer.
3. T lenfositleri infekte ederek kana geçer. Primer viremi sonucunda karaciğer ve dalağa yerleşir.
4. Sekonder viremi ile cildin epidermis tabakasının yıldız hücrelerine ulaşır. Ciltte sırası ile makül,
papül, vezikül, püstül ve krut oluşumu ile cilt lezyonlarına neden olur (Suçiçeği, primer infeksiyon).
Lezyonlar polimorfizm gösterir, her çeşit cilt lezyonu bir arada bulunabilir, kaşıntılıdır. Veziküller tek
gözlüdür. Göğüs ve sırttan başlar, gövdede fazlacadır, saçlı deride de görülür. Yüzde ve
ekstremitelerde az sayıdadır. Tüm lezyonlar, hatta krutlar bulaştırıcıdır. Cilt lezyonlarında
multinükleer dev hücreler geliştirir. Lezyonlardan yapılan preparatlarda intranükleer inklüzyon
cisimcikleri görülür. Primer infeksiyon immün yetmezlik zemininde gelişmiş ise ağır, dissemine
infeksiyon tabloları ve pnömoni gelişir.
5. Primer infeksiyon bittikten sonra alt torasik sinir köklerine, duysal sinir gangliyonlarına çekilip, latent
hal alırlar.
6. İleri yaş, malignite, özellikle Hodgkin lenfoması ve immün yetmezlik gibi hücresel immünite
kusurlarında reaktivasyon infeksiyonları gelişir. Duyu sinirleri boyunca, bunların innerve ettikleri
dermatomlara geri dönerler. Gruplu ve çok ağrılı veziküler sekonder lezyonlara, zonaya yol
açarlar. Lezyon bölgesindeki ağrı çok şiddetli olabilir ve lezyonlar krutlandıktan aylarca sonrasına
kadar sürebilir (post-herpetik nevralji). Zona lezyonlarında da tipik multinükleer dev hücreler ve
inklüzyon cisimcikleri bulunur.
7. Zona, gangliyon geniculate'deki reaktivasyon sonucu gelişmiş ise ciddi düzeyde yüz felci, dış
kulakta veziküller, 8. sinir tutulumu (Rumsey-Hunt sendromu), damak kaynaklı tad ve salivasyon
kaybı, gözyaşı ve nazal sekresyonda azalma görülür.
Komplikasyonlar:
• Bakteriyel süperinfeksiyonlar: Suçiçeği seyrinde en çok görülen komplikasyonlar, lezyon yerindeki cilt
süperinfeksiyonlarıdır. Staphylococcus aureus veya Streptococcus pyogenes nedenli impetigo, fronkül,
sellülit, erizipel ve lenfadenit başlıcalarıdır.
• Merkez sinir sistemi komplikasyonları: Suçiçeği seyrinde ikinci sıklıkla görülen komplikasyon grubudur.
Akut serebellar ataksi (yürüme, görme, konuşma bozuklukları) ve meningoensefalit başlıcalarıdır.
• Respiratuvar komplikasyonlar: Özellikle KOAH’lı erişkinlerde, üçüncü üç ayındaki gebelerde ve
immünitesi sorunlu hastalarda gelişen yaygın primer infeksiyon sırasında %20-30 olasılıkla, ağır seyreden
interstisyel pnömoni tablosu görülür. Suçiçeği seyrindeki ölümlerin en önde gelen nedenidir.
• Fötal riskler: İnsan hücrelerinde mitozu metafazda durdurur. Fötusta organ (özellikle ekstremite)
hipoplazileri, kortikal atrofi, koriyoretinit (konjenital varisella sendromu) gelişir. Doğuma yakın
geçirilmişse, bebek aktif infeksiyon ile doğar, 1/3'ü ölür.
• Hepatik komplikasyonlar: Suçiçeğinde sıklıkla; semptom vermeyen, çabuk iyileşen hafif seyirli bir
hepatit atağı söz konusudur. Reye sendromu ile ilişkisi ortaya konmuştur.
Tanı: Laboratuvar koşullarında, insan embriyonik doku kültürü hücrelerinde ürer ve sitopatik etkinin
görülmesi (çok çekirdekli dev hücreler, intranükleer inklüzyon cisimcikleri) ile tanı konur. Laboratuvar
hayvanlarında üretilemez.
Tedavi ve korunma: Hastalarda pnömoni varsa veya genel durumu bozuk, yaşlı ve HIV infeksiyonlu ise
asiklovir tedavisi verilir. Risk grubu hastalara, örneğin immünsüpresyon altındaki transplant alıcıları gibi
hastalara, kuşkulu temas sonrasında, klinik belirtiler başlamadan önce, en iyisi ilk 96 saat (4 gün) içinde
Varicella Zoster İmmünglobulini (VZIG) uygulanmalıdır. |