 Acemi Forumcu

Kayıt: 01.04.2011 Konular: 1 Mesajlar: 0
 OFFLINE | Herkese merhaba, öncelikle Biyoloji Günlüğü topluluğunuzun forum çalışmalarında başarılar dilerim. Evrimsel Biyolojinin Tarihi ve Günümüz Moleküler Çalışmalarındaki Uygulamaları şeklinde bir konu açmak uzun zamandır istediğim birşeydi. Bence burada herkes kendi bilgisinin bir bölümünü paylaşırsa çok önemli ve aynı zamanda facebook ortamında özlemini çektiğimiz bir bilgi-paylaşım platformu sağlanmış olur. Umarım diğer başlıklarla beraber hızla bu hedefe ulaşılır. Ben konuyu açmak adına başlamak isterim. Evrimsel biyoloji Darwin'e, Lamarck'a ve şu anda google'dan baktığım bir bilgiye göre doğa üstüne yazan ilk düşünür olduğu söylenen Miletos'lu Anaksimender'e kadar gider. Evrimsel biyolojinin bu uzun geçmişinin günümüze kazandırdığı bakış açıları nelerdir? Bilim insanları artık doğanın gizemini çözme işlemini morfolojik tiplendirmelerden moleküler düzeydeki etkileşimlerin anlaşılması çalışmalarına kadar indirmişlerdir. Moleküllerin biyolojide bu kadar önem kazanması, beraberinde tabii ki kaçınılmaz olarak, biyoloji biliminin hemen hemen diğer bütün bilim dallarıyla ilişkilenmesini sağlamıştır. Çünkü herşeyin kökeni merak edilen asıl konu olduğundan, biyoloji de bu yolda canlılığın kapsadığı tüm alanlarda derinlemesine incelemelerin bilimi olmuştur. Modern Fizik ve elektronikte deneylerin artık kuantum düzeyinde yapılabildiği bilindiğine göre, biyolojinin de hücresel etkileşimlerden moleküllerin etkileşimlerine geçişi şaşırtıcı olmasa gerektir. Yanlış anlaşılmasın, makro dünya mikro dünyadan daha az karmaşık ve önemsiz değildir. Makro dünyanın şekillenmesi açısından ve işleyişindeki bilgilerimizi sebepler-sonuçlar ilişkisinde daha derinlemesine donatarak makro dünyaya dair fikirler yürütmek için mikro dünyanın en derinlerine inmek zorundayız hepsi bu. Evrim, canlı-cansız her yerde karşımıza çıktığı için artık biyoloji biliminin en vazgeçilmez bilgisi/kuramı olmuş, Theodosius Dobzhansky'nin, "Biyolojide Hiçbir şey, Evrimin Işığı Olmaksızın bir Anlam İfade Etmez." sözü ile de canlılar bilimlerindeki yerinin önemi perçinlenmiştir. Biyolojinin tarihinde evrimsel ışığın direk olarak uygulamalarda kullanımı da son derece yenidir, tabi milyon yıllık evrim sürecimizde 150-200 yıllık bir sürecin kısalığına ithafen bunu söylüyorum. Aslında bizim zaman kavramımıza göre oldukça fazla bilim insanı bu ışığı uzun zamandır kullanmaktadır. Bu çağda, şu anda üniversitede lisans ve yüksek lisans yapmakta olan biz öğrencilerin zamanına gelindiğinde ise evrimsel biyolojinin kullanıldığı çalışma sayısını ufak bir literatür taramasıyla görebiliriz. Dünyada bu konuda hemen her saat konuşulmakta, düşünceler üretilmekte, sempozyumlar yapılmakta ve bunlar da sadece "Biyoloji" ana başlığı altında olmamaktadır. Darwin nasıl "Türlerin Kökeni"''nin en önemli ilhamını Malthus'un "Nüfus Üzerine" kitabından alıp onu doğaya uyarladıysa; bugün de Evrim çok sayıda sosyal ve sayısal bilime uygulanabilmektedir. Molekül düzeyindeki çalışmaların içeriğine biraz baktığımızda ise çok boyutlu bir sistemler bütünüyle karşılaşılmakta. Bilim insanlarının bu derya denizde yapabilecekleri ve keşfedecekleri o kadar çok şey var ki sınırsız olduğunu düşünebiliriz. En basitinden günümüz termofilik bakterilerindeki ısıya duyarlılık geninin, bugün belli biyoinformatik hesaplamalarla ve evrimsel biyologların kurduğu hipotezlerle milyonlarca yıl önceki dizi (sekans) düzenlemesinin nasıl olduğu belirlenip, yeniden düzenlenmiş gene sahip bakteri için laboratuvar koşullarında bir deney tasarlanarak evrimsel hipotezlerin doğrulukları sınanmakta ve tartışılmaktadır. Benzer olarak tütün mozaik virüsünün evrimleşme hızıyla ilgili olarak deneyler tasarlanmakta ve çok kısa bir süre içinde tütün mozaik virüsünün yeni ortama nasıl uyumlandığı hakkında çıkarımlara varılabilmektedir. İnsan, memeli ve diğer canlılarda uzun süreli gözlemler kısıtlı bir zamana dayalıdır,ancak canlılığın bu boyutunda evrim gözlenemiyor düşüncesi de son derece yanlış olup (örneğin gözlerimizin Euglena'nın şu an sahip olduğu gibi ışığa duyarlı bir noktadan nasıl evrimleşebileceği ya da evrimleşemeyeceğine dair yorumlar) , bilimsel dağarcığın gelişmesine önem vermeyen bütün toplumlarda karşılaşılabilecek bir durumdur. Bütün canlılar modern, günümüz canlısıdır. Hepsi kendi molekülsel tarihi içerisinde kendine özgü biçimlere evrilmiş ve uyumlandığı koşullara göre şekil almıştır. Bunu hayal gücümüzü kullanarak kurgulamıyoruz. Moleküler veriler artık inanılmaz düzeyde ve hızda veri sunmaktadır. Moleküler düzeydeki evrimleşme hızlarının anlaşılmasının başlangıç dönemlerini çoktan geçtik ve çalışmaların giderek aldıkları şekilde canlılığın oluşumuna dair ipuçlarının öncül ışıklarını görüyoruz. Darwin DNA'dan haberdar değildi. Lamarck ve Anaksimendres de değildi. Ancak biz bu bilgiye ve daha fazlasına sahibiz, bu yüzden çalışmaların müthiş bir hız aldığı bu moleküler evrimsel biyoloji alanında çok önemli çalışmalara imza atmadıkça çağımızda hakettiğimiz bilimsel değeri göremeyeceğimiz açıkça ortada. Bilim insanlarımız adına ve bu konuyla ilgili bütün öğrenci arkadaşlarım adına, Biyoloji Günlüğü Forumları içinde bu başlığı açmaktan onur duydum. Çalışmalardan haberdar olmamız ve kendi düşüncelerimizden bahsetmemiz için bu fırsatı iyi kullanalım. Hepimiz her birimize, gelişmek için muhtacız. Herkese teşekkürlerimi sunarım.. |