Biyoloji Günlüğü Forum > Mikrobiyoloji > Bakteriyoloji
Çeşitli Gram Negatif Bakteriler Part 3
Sayfa 1 / 1
Çeşitli Gram Negatif Bakteriler Part 3
14.07.2011 06:56

Harika Forumcu


Kayıt: 14.07.2011
Konular: 63
Mesajlar: 9
OFFLINE
Hastalarda baş ve karın ağrıları, oligüri, letarji, EEG ve EKG patolojileri, aritmi ve ARDS görülebilir.
Uygun ve enerjik sıvı repasmanı, sorunlu sistemlerin desteklenmesi (üremide diyaliz, kanamalar için
kan ürünü transfüzyonu, ARDS’de ventilatör tedavisi vb.) ve nafsilin gibi bir antistafilokok penisilin tedavisi ile mortalite %3’ün altına indirilmiştir. Buna ilk gün içinde klindamisin eklenmesi önerilir.
Klindamisin, TSST-1 sentezini %90 baskılar.
3. Bakteriyemi, sepsis ve endokardit: Sellülit ve osteomiyelit odaklarından kaynaklanabileceği gibi,
hastane ortamında, daha çok intravenöz kateter uygulanması gibi bir girişimden sonra gelişir. Diyabet,
toplumdan edinilmiş bakteriyemiler için iyi bilinen bir risk faktörüdür. Yaşamı tehdit eden Staphylococcus
aureus infeksiyonları arasında ilk sırayı bakteriyemi alır. Sepsis gelişmiş ise mortalite yüksektir (%30).
Metastatik organ tutulumu . %90 olguda görülür. Endokardit gelişmiş ise mortalitesi %50’dir. Özellikle IV
ilaç bağımlılarında gelişimi önemlidir. Her iki atriyo-ventriküler kapak da tutulursa da triküspid (sağ
kalp) tutulumu daha fazladır. Bu olgularda etken çoğunlukla Staphylococcus aureus'dur, Pseudomonas
aeruginosa ikinci sıradadır. Bu risk grubundaki infeksiyonlar, sol kalp tutulumuna göre daha iyi bir klinik
seyir sergilerler. Bunun dışında en çok mitral kapak tutulumu gözlenir.
4. Sistem ve organ infeksiyonları: Organlara yayılım çoğunlukla bir infeksiyon odağından bakteriyemi ya
da komşuluk yoluyladır. Pnömoni, ampiyem, perikardit, septik artrit, osteomiyelit, otit, menenjit
(endokarditli olgularda sık), sinüzit ve perinefritik apseye yol açabilir. Başta grip olmak üzere, viral üst
solunum yolu infeksiyonlarına sekonder olarak veya aspirasyon sonrasında pnömoni gelişebilir. Akciğer
apsesi, ampiyem ve pnömatosel ile komplike pnömonilerde akla gelmelidir. Ventilatör tedavisi
sırasında gelişen hastane kaynaklı pnömonilerin Pseudomonas aeruginosa’dan sonraki en sık etkenidir.
Çocuk ve genç erişkinlerin (6-15 yaş) ve 50 yaşından büyük yaşlıların ilk sıradaki septik artrit etkenidir.
Seksüel aktivitenin fazla olduğu erişkinlerde ise septik artritin en sık etkeni gonokoklardır.
Perinefritik apseler en sık asendan yolla gelişir. Dolayısıyla en sık etkeni E.coli’dir. Hematojen yayılım
sonucu gelişen perinefritik apselerde ise Staphylococcus aureus sık izole edilen bir bakteridir.
Osteomiyelitlerden sorumlu bakterilerin ilk sırasında yer alır. Yenidoğanlarda umbilikal korddan
hematojen yayılım ile alt ekstremite osteomiyelitlerine neden olabilir. Erişkinlerde ise hematojen yayılım
ile daha çok vertebral osteomiyelite neden olur.
5. Besin zehirlenmesi: Staphylococcus aureus, burun ve nazofarinks portörü konumundaki gıda
elleyicilerinin kontamine ettiği jambon, kremalı pasta, dondurma gibi süt kullanılan tatlı yiyecekler ve
mayonez gibi “elin çok girdiği” besinlerle oluşan en kısa kuluçka süreli (1/2-6 saat) besin zehirlenmesi
etkenidir. Bu tablodan çoğunlukla Enterotoksin-A sorumludur. Vagal siniri, sempatik sinirleri ve mide
mukozası reseptörlerini irrite ederek gastralji, bulantı ve kusmaya yol açar. Çoğu olguda ateş, ishal ve
yaygın karın ağrısı yoktur. Şiddetli epigastrik ağrı, bulantı, kusma ve pirozis baskındır. Birkaç saat içinde,
24 saatten önce, kendiliğinden geçer. Bulantı önlenmemeli, sıvı-elektrolit replasmanı uygulanmalıdır.
6. Antibiyotik nedenli ishaller: Antibiyotik kullanımı sonrasında gelişen ishallerin %25’inden,
psödomembranöz kolitlerin ise %90’ından sorumlu etken Clostridium difficile’dir. Oyun çocuklarında ve
hastanede geniş spektrumlu antibiyotik kullanılmış olan bazı yoğun bakım ünitesi hastalarında gelişen
enteritlerden ise Staphylococcus aureus enterotoksinlerinin (A ve B) sorumlu olduğu gösterilmiştir.
Tedavi: Staphylococcus aureus, enterokoklar ile at başı yarışan, sorunlu iki gram pozitif koktan biridir.
İnsanoğlunun beta laktamlı antibiyotik atağına karşı ilkin beta laktamaz sentezlemeyi öğrenmişlerdir.
İnsanoğlu bunun çaresini, geçici olarak beta laktamaz inhibitörleri ile bulmuştur. Ancak çok geçmeden
bakteri, penisilin bağlayan proteinlerinde köklü değişimler yaparak, tüm beta laktamlı antibiyotiklere dirençli
hale gelmiştir (metisilin direnci, MRSA). İnsanoğlu buna karşı glikopeptid yapılı antimikrobiyalleri bulmuşsa
da, son birkaç yıl içinde transpozon aracılı VanA tipi vankomisin ve teikoplanin direnci göstermeye
başlamışlardır. İnsanoğlu, bu son felaketten sonra hücre duvarı üzerine yoğunlaşmış olan ilgi alanını protein
sentezi üzerine yöneltmiştir. Oksazolidinonlar (ör. linezolid) yeni bir umutmuş gibi görünmektedir.
Metisilin direnci bulunmuyor ise, hastalığın ciddiyetine göre değişmekle birlikte, çoğu infeksiyon BL+BLI,
sefazolin gibi birinci kuşak sefalosporinler, ko-trimoksazol veya minosiklin ve doksisiklin gibi tetrasiklinlerle
tedavi edilebilmektedir.6
Alıntıla   
Sayfa 1 / 1
Login with Facebook to post
Önizleme