| 14.06.2011 03:07 |
 Administrator Harika Forumcu

Kayıt: 13.06.2011 Konular: 73 Mesajlar: 22
 OFFLINE | Albatroslar çok büyük -yaklaşık 3.5 metrelik- kanatları olan deniz kuşlarıdır. Hayatlarının %92'sini açık denizlerde geçirirler ve neredeyse hiç karaya inmezler. Bu kuş türünün en önemli özelliği çok uzun süre hiç durmadan uçabilmesidir. Bu güç işi ise albatros özel uçuş tarzı sayesinde başarır.
Albatrosun uçması için kanatlarını rüzgara karşı tamamen açarak havada durması yeterlidir. Bu şekilde kanat çırpmadan saatlerce uçabilir. Kuş bunu kanatlarını olabildiğince geniş açarak gerçekleştirir ve bu esnada kuşun kanatlarının genişliği 3.5 metreye ulaşır. Bu kuşlar arasındaki en geniş kanat uzunluğudur.
Dev kanatları olan albatros diğer kuşların aksine uçabilmek için bir süre yerde koşmak zorundadır.
Albatros yukarıya doğru yükselen hava akımlarını ve rüzgarı kullanarak onların yönünde ilerler. Rüzgarın içinden zikzaklar çizerek bir dalganın tepesinden diğerine geçerek hareket eder. Bu şekilde albatros tek bir kanat bile çırpmadan saatlerce su üstünde uçabilir. Peki nasıl olup da albatroslar bu zor işi başarırlar? Bu kuşun böylesine dayanıklı olmasını sağlayan nedir?
Öncelikle 35 metrelik bu dev kanatları sabit şekilde açık tutabilmek için çok büyük bir güç gerekir. Albatrosların ne kadar güç bir işi başardıklarını anlamak için albatrosu bir insanla kıyaslayalım. Bir insan kollarını havada bir süreliğine açık tutmaya çalıştığında dahi oldukça zorlanır. Belli bir süre sonra kasları acımaya başlar ve kollarını indirmek zorunda kalır. Oysa albatroslar kanatları açık bir şekilde saatlerce havada kalabilirler.
Albatrosların kanat kemiklerinde kanatlarını açık pozisyonda tutmaya yarayan bir çeşit kilit sistemi vardır. Bu kilit sistemi sayesinde hiç kas gücü kullanmazlar. Bu da uçuş sırasında büyük kolaylık sağlar. Bu özel sistem sayesinde günlerce haftalarca hatta aylarca en az seviyede enerji kullanarak hiç durmadan uçabilirler.
Bir an durup düşünmek albatroslardaki bu özelliklerin tesadüfen var olamayacağını anlamak için yeterlidir. Denizlerin üstünde uzun süre uçarak yaşayan bu kuşların üzerinde Allah'ın şefkatini ve rahmetini görürüz. Albatrosların hayatta kalmalarını sağlayan bütün özellikleri onlara veren Allah'tır. Herşeye gücü yeten Rabbimiz diğer bütün canlıları olduğu gibi bu canlıları da korumakta ve ihtiyaçlarını eksiksiz olarak vermektedir. Allah bir ayette kuşların özelliklerine şöyle dikkat çekmektedir:
Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş (musahhar kılınmış) kuşları görmüyorlar mı? Onları (böyle boşlukta) Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphesiz iman eden bir topluluk için bunda ayetler vardır. (Nahl Suresi 79)
Albatros nerelerde bulunur:
On üç albatros türünün dokuzu güney okyanuslarındaki küçük adalarda bulunan geleneksel üreme alanlarından etrafa yayılır. Güneyde Antarktika buzlarıyla kuzeyde 60 derece güney enlemi arasındaki alanlarda albatros’a rastlanır. Birçok türler Humboldt akıntısı tarafından soğutulan tropikal enlemlere de çıkarlar. «Dalgalı albatros» diyebileceğimiz bir tür (Diomedea irrorata) Galapagos takımadalarında yani ekvator’a yakın bir bölgede ürer. Üç albatros türü ise Kuzey Pasifik okyanusunun kuşlarıdır.
Bazı güney türleri bazen de tropikal kasırgaların peşinde Kuzey Atlantik’te ortaya çıkmaktadırlar. «Sarı burunlu albatros» (Diomedea chlororhynehos) 1938′de Birleşik Amerika’nın doğu kıyısı boyunca patlak veren büyük kasırgadan sonra New York yakınlarında görülmüştü. Sürüden ayrılan bu türden başka albatroslar hatta daha kuzeye St. Lavvrence körfezine kadar çıkmışlardı.
Japon avcıları geçmiş yıllarda albatros’un Kuzey Pasifik’teki üreme alanlarım yağma etmişlerdi. Bu katliama son verilene kadar «kısa kuyruklu albatros» (Diomedea albatrus) denilen bir türün soyu tüketilmiş oldu.
Albatros’ların arasında flört:
Orta Pasiifk’teki Midway adası «Laysan albatrosu» (Diomedea immutabilis) ile «kara ayaklı albatros» un (Diomedea nigripes) yurdudur. 2. Dünya Savaşı’nda burada üslenmiş Amerikan askerleri albatros’lar hakkında ilginç hikâyelerle geri döndüler. Bazı albatrosların kalabalık askerî tesislerin birkaç adım ötesinde kuluçkaya oturdukları dahi görülüyordu.
Bu arada başlarına bir kaza gelmesin diye uçak pistlerinden uzaklaştırılanlar olmuştur. Hatta askerlerin albatros yumurtasını en yakın emin noktalara naklettiği dahi olmuştu.
Albatrosların zifaf dansları eğlenceli’ olduğu kadar meraklıdır da. Kuşlar horuldamakta çığlıklar koparmakta gagalarım birbirine sürterek birbirlerine reveranslar yaparak tüylerini düzelterek ve gagalarını havaya dikerek ortalıkta badi badi dolaşmaktadırlar. Dişi albatros yere tebeşir gibi beyaz bir tek yumurta yumurtlar. Anne ile baba albatros yavruyu sindirilmiş yiyecekleri kusmak suretiyle beslerler. Yavru bu durumda irileşip şişmanlamakta gecikmez. Fakat albatros ailesinin denize açılabilmesi için uzun ayların geçmesi lâzımdır. Kara ayaklı albatros üreme mevsiminden sonra Kuzey Amerika kıyısına göç eder.
DİKKATE DEĞER albatros’lar hayatlarının en büyük kısmını ıssız okyanuslarda geçirirler. «Diomedeidae» ailesinin on üç türünün hepsine «albatros» denilir. Bunlardan biri olan «gezgin albatros» un (Diomedea exulans) kanat açıklığı bütün kuşlarmkinden geniştir.
Albatros’un tıknaz bir vücudu vardır. (Gezgin veya adi albatros’larda vücut uzunluğu 115 santimdir.) Başı da iridir. Buna karşılık kuyruğu ufak kanatları ise şaşılacak derecede uzun ve dardır. Bu kuş 70 santim uzunluğundaki kanatlarını hemen hemen kıpırdatmadan havada saatlerce kayabilir. Bu teknik yakın tarihte özel bazı planörlerin yapımında fabrikatörlerle pilotlar tarafından kopye edilmiştir.
Albatros’un havada böyle kolaylıkla kayabilmesinin sırrı nedir? Havada yükseldikten sonra önce rüzgârla birlikte sonra da rüzgâra karşı kayarak okyanusun hemen yukarısındaki yarı yarıya sakin hava tabakasına geniş bir kavisle inmektedir. Hareketli havanın içinden inişin kendisine kazandırdığı büyük hızla nispeten durgun hava tabakasına çarpınca tekrar yukarıya sekmektedir. Bütün bunlar kanatlarım çırpmasına hacet bırakmadan olup bitmektedir. Albatros rüzgârsız havalarda kanatlarını çırpmaktadır aksi halde doğru okyanusun üzerine inmek zorunda kalırdı.
Albatros’un değişik uçuş tarzından ve iriliğinden başka bir özelliği de kaim kancalı gagasıdır. Boynuz maddesinden levhalarla örtülü bu gaganın üst tarafında borumsu burun delikleri vardır. Albatros’lar genel olarak beyazsalar da tek tük kahverengi veya gri olanları da görülür. Mürekkep balıklarıyla ve gece vakti okyanusun yüzeyinden kaptıkları bir sürü küçük deniz hayva-myla beslenirler.
Bazı albatros’lar tıpkı yakın akrabaları fırtına” kuşları gibi gemileri uzun zaman takip ederler. Onları çekengemilerden dökülen çöpler olsa gerektir. Albatros kendine çöplerin arasından yiyecek seçerken kanatları yarı açık ve yukarıya kaldırılmış veya katlı olduğu halde bir dalganın zirvesine hafifçe yerleşir. Denizciler bazen albatros yakalamak suretiyle eğlenirler. Fakat bu kuşları öldürmeyi büyük bir uğursuzluk sayarlar.
Albatros havalanacağı vakit bir yandan hafif hafif kanat çırparak perdeli ayaklarıyla suyun üstünde hızlı hızlı yürür. Karada son derece hantaldır. Uçuşa geçebilmek için uçaklar gibi uzun bir piste ihtiyaç duyar. Bir geminin güvertesinde serbest bırakılan albatros’lar küpeştenin üzerinden atlayıp havalanamaz-lar.
Güney denizlerinde yolculuk yapıp da albatros hakkında bir sürü hikâyeyle dönmeyen gemici yok gibidir. Gemilerin arkasından ayrılmayan bu kuşlar geceleri karınlarını doyurmak üzere suyun üstüne inerler. Arada içlerinden biri tüylerinin garip bir özelliğinden tanınır. Güvenilir söylentilere bakılırsa albatros’lar bir gemiye birkaç günden uzun zaman arkadaşlık etmezler. Tabiat bilginleri de buna bakarak bu kuşların şaşılacak derecede uzaklara molasız uçtuklarına dair anlatılanların hayal eseri olduğu sonucuna varmışlardır.
Bununla beraber gerçek olan bazı dikkate değer rekorlar vardır. Örneğin 1914te Hint Okyarmsu’ndaki adalardan Kergulen’de bir ayağına halka geçirilen ergin bir albatros 1917′de 9 500 Km. den daha uzaktaki Horn Burnu yakınlarında tekrar yakalanmıştı. Bu kuşun bir gemiyi takip ederek buralara geldiği muhakkaktı. |
................ JAYAJY6464
|