Sayfa 1 / 1
"Winter"
01.07.2011 03:46

Administrator
Genç Forumcu


Kayıt: 29.06.2011
Konular: 4
Mesajlar: 0
OFFLINE
-Bir ve iki ve üç ve dört! Omuzlar aşağı haydi biraz daha evet!
Ve iki ve üç ve dört. Relevé! Jeanne pointlerini göstermelisin bana. Daha sıkı haydi daha estetik!
(Şarkı biter – Vivaldi-Four Seasons/Winter)
-Bugünlük bu kadar yeter çıkabilirsiniz. Jeanne sen kalıyorsun.

İçindeki ağırlığın heyecana dönüştüğünü hissediyordu Jeanne. Parmak uçlarını düşündü , muhtemelen kanıyorlardı ; ama bu şimdillik önemsiz kalıyordu. Zaten alışıktı bu acıya.
” Belki…” dedi Jeanne. ” Belki bu sefer içimdeki his doğrudur.”
Uzun zamandır farkında bile olmadan hissettiği bu şey için fazlasıyla fedakarlıkta bulunuyordu. Kaç gece sabırsızlıktan uykusuz kaldığını , herşeyin ” o an ” geldiğinde tamamen hazır olabilmesi için kaç sabahı geceyle bütünleştirdiğini düşündü bir an.
Bir yandan , varacağı noktanın belirsizliği nedeniyle kendinden şüphe ediyordu. Ama şimdi…
Şimdi biliyordu.
Sadece sevgili hocasının her zaman sert sözcükler saçan dudaklarından , zihnine işlemesini bekliyordu.

- Yaklaş Jeanne, dedi Bayan Sania ve artık tam bir antika konumuna gelmiş piyanonun başına oturdu.
Jeanne şeftali portakalı rengine yakın bu piyanoya yaslanıp sessizce ona baktı.
- Resital yaklaşıyor , açık konuşacağım seninle.
- Evet , sizi dinliyorum.
- Yarın yeni listeler asılacak . Ve bence etraftakilere karşı dikkatli olmalısın.
- Anlayamadım , neden Bayan Sania ?
- Artık herkes seni düşürmeye çalışacak. İşte tam da buraya!
Parmak uçlarını göstererek ;
- Emeklerinin üstüne , tuz buz olman için.
- Demek istediğiniz…Başrol…Ben miyim ? Ama neden ?
Peki ya Aesma? Ona ne olacak? Hem gayet güzel çalışıyor. Anlayamadım ah , sanırım mental olarak çökmüş haldeyim , üzgünüm.
- Bu resitalin asıl önemini bilmiyorsun . Henüz .
Gel , sana göstereyim.
Siyah dizliklerini aşağıya indirip ayağa kalktı.
Tavanı yüksek salonun iki duvarı kocaman kasvetli iki aynayla kaplıydı.
Kim bilir kaç estetik ruh , kavuştuğu bedenin devinimini zevkle izlemişti bu aynalarda. Kim bilir kaç eserin notaları bu bedenlerin devinimine eşlik etmişti. Yumuşak zemin, kim bilir kaç bedene her düşüşlerinde yeniden başlamayı , ayağa kalkmayı sağlayacak kuvveti vermişti.
İşte bu salon , bu toz pembe rüyalar odası ; kaç ruhun kendi huzurunda dans etmesine ev sahipliği yapmıştı…Kim bilir.
Jeanne adımlarını ağır bir tuşede , yere bakarak atıyordu. Zihninde henüz hiçbir şey netleşmemiş olsa da , sabrı henüz tükenmemişti.
Hala bekliyordu.
Büyük kapıdan çıktılar ve geniş holün parke zemini üstüne yürümeye başladılar. Bayan Sania için bu holün dizaynı çok yanlıştı. Bu kadar büyük bir estetizmin şatosunda , bu kadar banal döşemeler , venge rengi dolaplar yakışık almıyordu. Özellikle o kaktüsün orada , tam da resital prova odasının sağında ne işi vardı!
Koreografi eğitmenleri odasının yanından geçtiler , Bayan Sania bir öğrenciye başıyla selam verdi.

- Aah ah , dedi ;

- Hiç anlayamayacaklar sanırım … Ve sustu.

Koridorun sonunda daha önceden gördüğü ancak hiç önemsemediği bir kapı gördü Jeanne . Bayan Sania durdu bir an için ;

- Evet , hazır mısın ?

- Hazırım.

- Öyleyse hoşgeldin , bu oda çoğu balerinin giremeyeceği , çoğu zaman da hayal etmelerini bile istemediğimizden göremeyecekleri bir yer.İçerideki insanlar seni çoktandır bekliyorlar. Asıl bekledikleri şey , hazır olman. Ve sen hazırsın . Şimdi herşey yeni başlıyor. Yalnızca seni aldatmalarına izin verme. Çünkü seni aldatırlarsa , onlardan biri olursun.

Jeanne yalnızca dinliyordu . Dinledikçe , sözcükler -tam da istediği gibi-  zihnine işliyordu . Kalp atışları ağırlaşmıştı , aldığı her nefeste şah damarının içten içe daraldığını hissetti.

Bayan Sania elini çok hafif şekilde onun omzuna koydu ve gururla gülümsedi ;

- Gel , seni onlarla tanıştırmanın vakti geldi de geçiyor bile.

Altın varaklı kapıyı araladı ve içeriden bir adamın sesi duyuldu. Ses tonundan dolayı bir tenor olmalı diye düşündü Jeanne.

Adam kapıya yaklaştı ;

- Ah , girin lütfen . Hoşgeldiniz , hoşgeldiniz.

- Merhaba Sir Joyce , Sir Oswald ? Ah sizi burada gördüğüme çok memnun oldum , sonunda gelmişsiniz .

- Ben de sizleri gördüğüme çok sevindim Madam Sania , dedi bir adam ; biraz daha uzaktan gelen bir sesle.

Bir tenor daha diye düşündü Jeanne , hala Bayan Sania’nın ardında duruyordu.

- Şöyle gelin , içeri geçin ; tanışmak için sabırsızlanıyorum , dedi aynı adam.

Bayan Sania kapıyı iyice aralayıp , Jeanne’e içeri girmesini söyleyen bir bakış attı. Jeanne ona ayak uydurup içeri girdi ve gülümsedi ;

- Merhaba , adım Jeanne .

- Ah gel Jeanne , adını zaten biliyoruz canım . Sen öğrnmelisin adlarımızı , her ne kadar isimler birer etiketten ibaret olsa da . Karşılıklı konuşmak için gerekliler malesef ki. Ben Sir Joyce , bu binanın ve buradaki tüm balerinlerin yaşamların sürdüren ağaç , iki ucu birbirine bağlayan bir kabloyum aslında. Şurada oturan  beyefendi  Sir Oswald , yanındaki güzel bayan da Madam Galina .

- Memnun oldum Sir , Madam. dedi Jeanne , bir balerine yakışır şekilde.

- Burada olma sebebini öğrenmek istermisin ? diye sordu Madam Galina , ayağa kalktı ve Jeanne’ e doğru adım aldı.

Madam Galina 5 yaşından beri bu köklü sanatta bir “ölümsüz” olmak uğruna derin savaşlar vermiş bir kadındı ; bu gözlerinin etrafındaki çizgilerden , bakışlarının yorgun ancak bir o kadar da keskin oluşundan ve kusursuz vücut hatlarından kolayca anlaşılabilirdi.

- Ah genç ve güzel Jeanne , dedi o odaya girebilmeyi başaran bu genç kızdan hoşnut bir ifadeyle.

- Senin yaşlarındayken hayatımın en büyük yol ayrımıyla tam da senin durduğun yerde , seninle aynı duygularda ve bu odada karşılaşmıştım ben de. Ne kadar şanslı olduğunun henüz farkında değilsin ama merak etme , yakında göreceksin. Duvarlardaki tabloları görüyor  musun? O insanlar da tıpkı senin gibiydiler ve benim gibi. Biz , hiçbir sıradan insanın yapamayacağı , yapmaya cesaret dahi edemeyeceği bir şeyi başardık . Ölümsüzlük. Varoluşun sonsuzluğunun birer kanıtı olduk. Üstelik bilinen ölümsüzlüğün de aksini kanıtladık ve yanlışlığını.

Jeanne içten içe daha çok hissediyordu şah damarının daralışını. Biraz daha kendine gelmeye çalıştı ve çıt çıkarmadan dinliyordu.

- Ölümsüzlük , Jeanne. Bedenin hayat denen şehri terkedişinin imkansızlığı olarak bilinir . Öyle değil mi ? Ah , hayır . Bu tamamen yanlıştır genç bayan. Ölümsüzlüğü bu şekilde kazanmaz ruh . Ruhun ölümsüzlüğü , varlığını nesnelerin ve soyutlukların özünde koruyabilmektir. Daha basit olarak söylenenlerin , yazılanların , yapılan eylemlerin , yaratılan eserlerin ve nesnelerin adları altında yaratıcının adını korumaktır.Yani sevgili Jeanne , ortaya koydukların ölümsüzlüğü hak ediyorsa , ruhun da ölümsüzdür. Ve bizler bu erdemi ruhumuza kazandırabilmek için çok çabalar gösterip , çok fedakarlıklarda bulunduk.

- Ve artık bizim kadar bunu hak eden , bizler kadar bunun sorumluluğunu kaldırabilecek bu binadaki tek balerine , yani sana ihtiyacımız var. dedi Sir Joyce ve Jeanne’in elini şevkatle avuçlarının arasına aldı.

Bayan Sania , bulunduğu köşeye sinmiş ; bebekliğinden beri yanında yetişen , vücudunu , ruhunu , algılarını neredeyse tamamen kendi elleriyle şekillendirdiği bu genç kızı gurur ve huzurla tepeden tırnağa süzüyordu.

Jeanne’e sarıldı ;

- Evet , söz sende. Bize katılır mısın ?

” Bize katılır mısın ? ” …. ” Bize katılır mısın ? ” …. ” Bize… ” …

Kafasının içinde bu son sözler , altında yatan beklentiler , sonsuz bir ses frekansı gibi yankılanıyordu.

- Tabii ki , efendim. Büyük bir memnuniyetle kabul eder ve teşekkürlerimi sunarım. dedi Jeanne bir Demi-plié eşlinde boynunu ve kollarını da devinimine uydurarak.

Madam Galina gülümsedi , Jeanne’e sarıldı ;

- Gel sana aramıza katılmanın şerefine bir hediye vermek istiyorum .

Estetik bir biçimde tuttuğu kolyeyi Jeanne’in güzel ve pürüzsüz boynuna taktı. Som altından ” sur les pointes ” ( pointe pabuçları ) kolye ucu iki göğsünün arasından vücuduyla bütünleşmek isteyen bir sarmaşık hissi veriyordu.

Bir anda pabuçların pembe bağcıkları göğüslerini sarmaya başladı , bağcıklar giderek daha da sıkıyor , vücudunu çevrelemeye devam ediyordu . Jeanne’in canı yanıyordu artık . Çığlık atmak istiyordu , bir yandan da içindeki en ufak bir zayıflığın bile bu odada ortaya çıkmasını istemiyordu .

Hayır! Hayır , bu olmamalıydı , böyle olmamalıydı , hayır !

Canım acıyor ah  Tanrım ama bu … Bu nasıl !

Jeanne giderek içindeki heyecanın ve huzurun çığlıklar eşliğinde acıya dönüştüğünü hissediyordu. Eliyle şah damarının üstünden boynuna dolanmaya başlayan bağcıklara sıkıca asıldı. Şah damarı giderek daralıyordu . Sarmaşıkların topraktan yükselme çabası gibi damarlarına girmeye çabalıyordu pointe bağcıkları . Zorlanan damarlar giderek zedeleniyor , parçalanıyor ve kan!

İşte şimdi kırmızı! Tüm toz pembe rüyaları kavuran , bembeyaz sahne dekorları , elbiseleri kanatan , kırmızı !

Kalp atışları giderek yükseliyordu. Hızlı bir tempoda son dansını sergiliyordu ruh. Ruh ! Ölümsüzlüğü yaşayacaktı daha !

Sonsuzluğu içine kabul edecekti ama bu … bu hayır !

Küller görüyordu Jeanne , üzerinde  J.T. kazılı bir kavanozdan denize savrulan küller ! Tanrım … Yoksa ? Hayır ! Bunu kabullenemem ! Hayır !

Yüzünde bir sıcaklık … Buram buram kükürt kokusu alıyordu şimdi . Yakılmıştı Jeanne ! Estetik hatlarıyla tüm vücudunu ateş kaplıyordu ! Ateş evet ! İşte şimdi yeniden heryer ve herşey…

KIRMIZI !

Kalp atışları giderek hızlanıyordu. Kesik kesik ve arka arkaya hızlıca nefes alıyordu. Aldığı her nefeste acısı katlanıyordu .

Hhh-hh-hhh-hh-hhh-hhhhh!

Derin bir nefes aldı zorla , hızlıca yerinden kalktı ve gözlerini açtı. …

- Olamaz… Hayır olamaz bu… Aah Tanrım. Başım … Yatağından fırladı ve aynaya koştu . Elleriyle başını kavrayarak ;

- Yüzüm ! Ah yüzüm … Tanrım… Bu bir … bu bir rüya olamayacak kadar gerçekti… Aah.

Saate baktı Jeanne.  Henüz sabah provasına geç kalmamıştı. Ama bir an önce hazırlanıp çıkmalıydı evden.

Her zamanki kahvaltısını hazırladı hızlıca. Gecenin ve rüyanın etkisini henüz üstünden atamamıştı.

Ve biliyordu ki … Kolay kolay atlatılamayacaktı.

Dizliklerini giydi , saçımı özenle topuz yaptı ve çantasını alıp çıktı.

Holün sonundaki kaktüs şimdi daha da gözüne batıyordu. Koreografi öğretmenleri odasının yanından geçti . Merak ediyordu , gerçekten orada öyle bir oda var mıydı ? Ancak önemsemedi . Böyle bir rüyanın ardından üstünde yeterince hayal kırıklığı bulutları dolanıyordu zaten.

Salona girdi ve aynanın önünde barlardaki yerini alıp ısınmaya başladı. Muhtemelen ilk perde çalışmasının sonunda gelmişti. Birazdan Bayan Sania salona girip , molayı bitirecek ve Jeanne’in görevli olduğu ikinci perdenin başlangıcı prova edilecekti.

- Evet bayanlar , resital yaklaşıyor . Lafı uzatmadan başlıyoruz çalışmaya . Aesma ! Piyanoya geçiyorsun , seni küçük Vivaldi ! Winter’dan devam ediyoruz.İkinci perde başlangıcı , haydi bakalım. dedi Bayan Sania sert ses tonuyla.

- Tabii Bayan Sania , defterimi alıp hemen başlarım ancak rolüm ?

- Jeanne , Aesma’nın rolünü biliyor musun tamamen ? Bunu yapabilir misin ?

- Biliyorum Bayan Sania , istiyorsanız yapabilirim.

- Güzel . Devam öyleyse. Aesma !

Haydi genç bayanlar , bacaklar sıkı ! Kollar gevşek , altıncı pozisyon , önce selam veriyoruz .

Evet , güzel. Plié ! ve şimdi Demi-Plié . Güzel.

Son kez , baştan alıyoruz .

Aesma’nın parmak uçlarıyla birlikte salon yeniden pozisyonlarını alır ;

- Evet ! Bir ve iki ve üç ve dört! Omuzlar aşağı haydi biraz daha evet!Ve iki ve üç ve dört.

Relevé! Jeanne pointlerini göstermelisin bana. Daha sıkı haydi daha estetik!

(Şarkı biter – Vivaldi-Four Seasons/Winter)
-Bugünlük bu kadar yeter çıkabilirsiniz. Jeanne sen kalıyorsun…
................
www.sanatfabrikasi.wordpress.com
Alıntıla   
Sayfa 1 / 1
Login with Facebook to post
Önizleme